Yaşayan bir açık hava müzesi
Kastamonu Güney Karadeniz Jeoparkı, Türkiye’nin doğa-kültür etkileşimini ve jeolojik geçmişini uluslararası arenaya taşımak adına son yıllarda atılmış en vizyoner ve heyecan verici adımlardan biri. Bölgenin milyarlarca yıllık jeolojik oluşum süreci (Tethys Okyanusu'nun kalıntılarından bugünkü Karadeniz'in şekillenmesine uzanan o devasa süreç) bir yana, bir jeopark projesi olarak kurumsal tarihçesi oldukça disiplinli ve adım adım büyüyen bir başarı hikâyesidir.
Uluslararası jeolojik öneme sahip alanların ve yer şekillerinin; koruma, eğitim ve sürdürülebilir kalkınma odaklı bütüncül bir yaklaşımla yönetildiği, sınırları net olarak belirlenmiş tek bir coğrafi bölgedir.
UNESCO bu tanımı yaparken jeoparkları sadece "taş, toprak veya fosil koruma alanı" olarak görmez. Bir yerin UNESCO statüsü kazanabilmesi için şu 4 temel unsuru bir arada barındırması gerekir:
Uluslararası Değerde Jeolojik Miras
Bölgedeki jeolojik yapıların (örneğin benzersiz mağaralar, volkanik yapılar, fosil yatakları veya kanyonlar) dünya ölçeğinde bilimsel bir öneme, nadirliğe veya estetik güzelliğe sahip olması gerekir. Bu durum uluslararası uzmanlar tarafından tescillenir.
Bütüncül Yönetim Planı
Jeoparklar, yerel halkın sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını gözeten, bölgenin kültürel kimliğini koruyan ve yasal bir statüsü olan bir yönetim mekanizması tarafından idare edilmelidir. Üstten inme değil, yerel toplulukların katılımını sağlayan (aşağıdan yukarıya) bir model şarttır.
Görünürlük ve Jeoturizm
Bölgenin hem yerel halk hem de turistler için bir eğitim alanı ve turizm merkezi haline gelmesi gerekir. Rehberli turlar, bilgi levhaları, müzeler ve haritalarla "jeoturizm" teşvik edilerek yerel ekonomiye katkı sağlanmalıdır.
Ağ Oluşturma (Networking)
Bir UNESCO Jeoparkı, dünyadaki diğer jeoparklarla iş birliği yapmak ve deneyim paylaşmak amacıyla Küresel Jeoparklar Ağı’na (GGN) üye olmak zorundadır.
Özetle: UNESCO kriterlerine göre bir jeopark; jeolojiyi biyolojik çeşitlilik, tarih, kültür ve yerel kalkınma ile harmanlayan yaşayan, dinamik bir sürdürülebilir bölge modelidir. Türkiye’deki Kula-Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı bunun en somut örneğidir.
Jeolojik Miras
Kanyonlar, mağaralar, fosil yatakları ve kaya katmanları; yer kürenin defterindeki sayfalar.
Biyoçeşitlilik
Küre Dağları’nın el değmemiş ormanları, endemik türler ve zengin yaban hayatı.
Kültürel Doku
Ahşap konaklar, kadim yollar ve yöresel yaşam; doğayla yüzyıllardır süren ortaklık.
Öne Çıkan Jeositler
Tümü →Fikirden UNESCO yolculuğuna
Jeoparkın kurumsal tarihçesi, adım adım büyüyen disiplinli bir süreç. Bilimsel envanter çalışmalarından ulusal tescile, oradan uluslararası başvuruya uzanan kronolojiyi zaman çizelgesinde keşfedin.
Zaman Çizelgesini Gör →









